12 Mayıs 2013 Pazar

Mektup





Bu gün o kadar çok döndüm ki kelimelerin içerisinde.
Sonra, durdum, oturdum adam gibi mektup yazdım. Kaldırdım raftaki yerine.

Çok uzun zaman oldu hiç bir mektubum ulaşmadı sahibine
Ve de
Ulaşmadı hiç bir mektup benim elime.
Postacıları kim vurdu?


* * *


Eski yazılarımı kurcalarken bulduğum bir dip not:

Bazen hayata karşı olan inançlarınızın tamamını aynı dönemlerde kaybedersiniz. Yolunuz bellidir fakat yönünüzü bulmakta zorlanırken seçimler yapmak zorunda kalırsınız. İşinizi, okulunuzu, evinizi hatta yaşadığınız şehri değiştirmenin yollarını ararsınız.
Hayatınızda tutunduğunuz tüm dallarınız elinizde kalır ve kendinize bir şekilde yeni bir hayat yaratmak için uğraşmaya başlarsınız. Eskisinden olduğunuzdan daha kırılgan, fakat dışarıya yönelik daha acımasız ve daha sert durmasını öğrenirsiniz zamanla. Zamanla hayatınız değişir, siz değişirsiniz.
Ama tüm bu yaptıklarınızla yani içinizin kırgınlıklarını örtbas etmekle sadece acınızı ertelersiniz. Nereye giderseniz gidin hissettiklerinizi değiştiremezsiniz. İçinizdeki kırgınlığı, öfkeyi, acıyı bir şekilde dışarıya bırakmadan kendi yaralarınızı sarmanızın imkânsıza yakın olduğunu kabul etmeseniz bile zamanla bunu anlayacak ve öğreneceksiniz.
Unutmayın; acı çekmek, hissizlikten iyidir çoğu zaman.
İşte bu yüzden sarılın acılarınıza. Onlara sırtınızı çevirmeyin, arada bir çıkartıp tozlarından arındırın, havalandırın, suyunu vermeyi ve güneşini ihmal etmeyin. Gülümseyin onlara ne de olsa elbet günü gelecek ve çıkacaklar gün yüzüne.
Böylelikle istedikleri zaman değil sadece sizin istediğiniz zaman acıtacaklar canınızı…


2010


Tarih tekerrür etmez diyeni kediler yer.

7 Mayıs 2013 Salı

Sessizlik

Şu konuda anlaşalım öncelikle; içinizde kopan fırtına ne denli şiddetli olursa olsun dışarıya derin bir sessizlik hakimdir.

Sessizlik içerisinde çok şey barındırır.
Sessizlik dediğimiz şey aslında söylenmiş cümlelerin okunmamış satır aralarıdır. Bu yüzden o denli ağırdır. 

Ben satır aralarını severim, söylenenlerden çok söylenmeyen cümleleri keşfe çıkmayı. Hiç kolay değildir bir insanın satır aralarında neler olduğunu görmek ve gördüğün zaman kabullenmek. O zamana kadar farklı düşler içerisinde yaşamayı tercih edersin. Çünkü insan her zaman bencildir.

Bir düşten düşerken kelimelerim biraz telaşlı, aklım biraz karışık. Söyleyebileceklerim şimdilik bu kadar.

Bazen kabullenip sessizlik içerisinde izin vermelisindir tüm gidişlere.




6 Mayıs 2013 Pazartesi

Gitmek Üzerine...

Bazı geceler iyi olmaz ve bazı günler aydınlanmaz.
Bazen hiçbir şey olmaz...

Anlatmak istediklerim var aslında;
 " çek bi' sandalye çek ve otur, mumlar var, mumları yak. Anlatacaklarım uzun, uzundur yollar..."*
kıvamında...

Bugün gitmekten söz etmek istiyorum. ( böyle bir giriş yapınca da aklıma Turgut Uyar geliyor -mutsuzluktan söz etmek istiyorum, dikey ve yatay mutsuzluktan...- )

Neyse...
Ne diyorduk "nerede kalmıştık oradan ağlayalım halimize "** yok yok aklım kesinlikle sürekli çağrışımlarda geziniyor, bir kelime söylüyorum sonrasında gelen binlerce çağrışım.


Kelimelerle ne alıp veremediğim var bilmiyorum son senelerde, birbirimize karşı hafif bir düşmanlık yaşıyor gibiyiz. Söylendikçe içimi acıtıyor yazdıkça karşımda kim varsa artık... Bu yüzden midir bilinmez aramıza bir mesafe koymuşluğum var. Ve yeniden yazmak diye bir şey yok! İçimde tüm kelimelerin kayboluşunu izliyorum ben.

Gitmek diyorduk, evet. Gitmek ağır bir kelimedir ve gitme isteği hiç dinmeyen bir alev gibi dolaşır bedeninizde, içinizdeki arzuyu ele geçirir. Her seferinde gidemezsiniz de ama gitmek bir düş gibidir. Ruhunuz gider, siz kalsanız bile.


Bir şehri terk ettiğimi anımsıyorum, çok denemişliğim oldu içimde o şehirle barışmak için. Terk etmek o şehri eski bir sevgiliyi geride bırakmak gibiydi ve sonrası affetme istemleri. Affetmeyi çok istedim, ben kin tutan bir insan olamadım hiç, çok kırıldım, çok kızdım, çok ağladım, çok da nefret ettim.  Ama affetmedim, ne şehri, ne kendimi, ne de zamanı.-İşte ne zaman hissizleştiysem o zaman başladı tüm bunlar.-
Şimdi yeni açılacak bir pencere gibi önümde uzanan tüm şehirler.

Bazen sadece gitmek istersin, sanki gidince her şey düzelecek hissi...
Ama olmayacak, gitmek hiç bir şeyi değiştirmeyecek kendi içinden kendini söküp atmadığın sürece, biliyorum.

Ve diyorum ki;
Gitmek diyorum,
bir intiharın ön sözüdür.



* Yasemin Mori - Mutsuz Punk
** Küçük İskender - Her Şairin İnfazı Kalem Tutmasıyla Yazılır